Pazartesi , Mayıs 25 2020
Anasayfa / Arşiv / Gazeteler sadece patronlara ait değil!

Gazeteler sadece patronlara ait değil!

“Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır; gerisi halkla ilişkilerdir” diyor 1984’ün de yazarı olan George Orwell…

1984 adlı kitabında baskıcı rejimin hüküm sürdüğü bir ülkede yaşananları tasvir eden Orwell, aslında bu cümlesiyle gazeteciliğin en basit tanımlarından birini yapmış.

Gazetecilik mesleği ortaya çıkmasının ilk aşamalarında, ticari haberler önem taşısa da, Fransız İhtilali sonrasında özgürleşen basın çalışanları, gerçek amaçlarını çok daha doğru bir şekilde ifa etmeye başlamışlar. Siyasi yazıların, eleştirilerin yer aldığı bu gazeteler halktaki okuma hevesini artırmış. Çünkü artık halk yönetime dahil oluyordu. Dahil oldukları yönetimi denetleme açısından da gazetelere büyük bir sorumluluk yüklendi. Gazeteler artık kamuoyunu bilgilendirme amacı güden, kamu hizmeti veren bir kurumdu.

2017 yapımı ve 2 dalda Oscar’a aday gösterilen The Post filminden bir replik aslında gazetelerin görevini güzel anlatıyor: “Basın yönetenlere değil, yönetilenlere hizmet etmelidir.”

Çok net bir ifade… Yani basın-yayın kuruluşları alelade birer ticari işletme olarak ele almak çok doğru değil. Elbette bu kuruluşların bir bütçeleri, giderleri var ve bunları karşılamak durumundalar. Lakin bu durumda olmaları, patronların gazetelerinin esas amaçlarını unutarak, sırf ticari kaygılarla hareket etmesini haklı çıkaramaz. En basitinden, eskilerde kaldı ama, ‘sarı basın kartı’ sahipleri neden toplu taşıma araçlarına ve bazı etkinliklere ücretsiz girme hakkına sahip? Çünkü gazeteci kamu hizmeti veren bir çalışan. Halkın haber alma hakkını sağlayan, yanlışlıkları vergi mükelleflerine haber veren bir kişi. Kamu hizmeti veren gazeteciler tabii ki kamu hizmetlerini de ücretsiz olarak kullanabiliyor. Sadece bu örnek bile gazete-tv patronlarının, ticari kaygıları ön plana alarak hareket etmelerinin etik olarak yanlışlığını ortaya koyuyor.

Gazete ve televizyon kanallarının bir siyasi güç karşısında eğilmesiyle bugün, bütün gazeteler aynı haberlere, aynı başlıkları atar hale geldi. Bursa özelinde, sahada çalışan muhabir sayısı artık iki elin parmaklarını geçmiyor. Bu durumu sadece insanların gazete okumamasıyla açıklayamayız. Şüphesiz ki gazetelerin maddi sıkıntılar çekmesinin en büyük nedenlerinden biri de artık haber üretemiyor olmaları. Kimse a veya b gazetesini almak zorunda hissetmiyor kendini zira ilgilerini çekecek bir haber yok.

Yerelde yayın yapan bazı gazeteler hergün ulusal konularla ilgili manşetler atarken, sahada sadece tek bir muhabire bel bağlıyorlar.

Peki çıkış ne? Benim görüşüme göre çıkış halk! İnsanlara doğru ve özgün haber sunulmadıkça gazete satışlarındaki düşüşler devam edecektir. Hem teknolojiye ayak uydurulmalı hem de özgün haber anlayışına geri dönülmeli. Basın-yayın kuruluşları varlıklarını, belediyelerden ve çeşitli patron derneklerinden gelecek olarak paralara bağlamaktan kurtulmalılar. Bu olmadığı sürece vatandaşlar ne gerçek ne de özgün habere ulaşabilecek. Umarım bir gün sadece sloganlarda yer alan ‘Halkın gazetesi’ ibareleri gerçek olur…

 

Çağdaş Gazeteciler Derneği de yukarıda bahsettiğim gazeteciliğin devamı için var. Dile kolay 30 yıldır ayakta duran ve basın alanında yaşanan haksızlıklara sessiz kalmayarak, meslektaşlarımızın yalnız olmadıklarını hatırlatan bir Bursa Şubesi var. 1961’de yaşanan ‘Bâbıâli’de 9 Patron Olayı’, o dönemde gazetecilerin dik durarak haklarını korumalarıyla sonuçlandı. 58 yıl önce elde edilen bu başarının bugün de tekrar etmesi için bütün meslektaşlarımızı birlik olmaya davet ediyoruz.

ÇGD Bursa Şubesi bir 30 yıl daha burada duracaksa bu da gelecek meslektaşlarımız sayesinde olacaktır. Hem 58 yıl önce kazanılan hakları korumak, hem de hakkını vererek gazetecilik yapmak için ÇGD hep burada olacak.

Bu arada, bugün kendisine gazeteci diyen pek çok ismi, hükümete gelen eleştirileri göğüslemeye ve bu tepkileri yöneticiler adına absorbe etmeye çalışanları, gazeteci tanımında ayrı tutmayı da bu işi gereklerine göre yapan meslektaşlarıma karşı bir borç bilirim.

ÇGD’nin yayın organı Çağdaş’ın bu özel sayısında, ÇGD Bursa Şube Başkanı Rabia Deniz, geçmiş dönem başkanları Yüksel Baysal, Adnan Baştopçu, Tayfun Çavuşoğlu yine yazılarıyla yer aldılar. Ayrıca ÇGD’nin 30 yılını Rabia Deniz özetlerken, Ahmet Aykanat’ta çizgileriyle dönemin ruhunu yansıttı. ÇGD Yönetim Kurulu Başkanı Can Güleryüzlü de, örgütlenmenin önemini vurguladığı yazısında, ÇGD’nin önemine de yer verdi.

Emektar ekonomi gazetecisi Dursun Eroğlu, Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint-Exupéry’den yola çıkarak, gazetecilik üzerine farklı bir okuma gerçekleştiren Dilek Atlı, duayen gazetecilerden Necati Kartal, Zafer Opsar ve adını buraya sığdıramadığım pek çok isim bu özel sayıya ayrıca bir değer kattılar.

Ayrıca ÇGD Gaziantep, Antalya, Malatya Şube Başkanları da 30. yıl özel sayımızda yazılarıyla yer alıyorlar.

 

Kapağımızda ise sürgündeki İranlı karikatürist Mana Neyestani’nin bir çalışması yer alıyor. Türkiye’nin en önemli komşularından olan ve baskıcı bir rejimle yönetilen İran’da barınamayan ve Fransa’da yaşamını sürdüren Neyestani, çizgilerle içinde bulunduğumuz durumu resmediyor. Kendisine ulaşarak çizimini kullanmak istediğimiz Neyestani, bunun karşılığında da herhangi bir ücret talep etmedi. İranlı çizere teşekkür ederken, kapağımızda da bahsettiğimiz gibi, ÇGD Bursa şubesi durmadan mücadeleye ve medya üzerindeki baskıya karşı durmaya devam edecek.

Editörlüğünü yapmaktan onur duyduğum Çağdaş’ı okurken keyif almanız dileğiyle, nice 30 yıllara.

Göz atın

Banu Demirağ’dan Bursa zaman tüneli

Uzun yıllar Bursa’da hem basın sektöründe hem de kültür sanat alanında büyük emek veren, Çağdaş …

Uğur Mumcu ÇGD öncülüğünde Bursa’da anıldı

Bursa, 24 Ocak 1993 yılında Ankara’da uğradığı bombalı saldırı sonucu yaşamını yitiren gazeteci- yazar Uğur …