Cuma , Şubat 28 2020
Anasayfa / Arşiv / Ne değişti?

Ne değişti?

Necati Kartal

Elon Musk; “Teknolojinin yeni boyutu meslekleri değersizleştirecek ve milyonlarca insanı işsiz bırakcak” dediğinde, bu iş aslında iki önemli sektörde yaşanmaya başlamıştı bile. Bunlardan biri finans, yani borsa ve bankacılık. Diğeri ise, gazetecilik yani medya dünyasıydı.

Bu gelişmeyi doğrulayan ve beni etkileyen ve daha çok teknolojik yanını anlatan birkaç örneği aktarayım.

Bir zamanlar tipo baskılar vardı. 1973 yılında Erol Güler tarafından kurulan ve sonrasında 1993-1996 yılları arasında köşe yazarı olarak çalıştığım Gemlik Körfez gazetesi, kurşun harfleri şeritlere dizerek ve tek tek baskı yaparak çıkarırdı gazeteyi.

Ancak ben çalışmaya başladığımda basın, birçok yerde ofset baskıya geçmişti.

Yıl 1987

İstanbul’da dergi çıkarıyoruz. Ben de editörlerden biriyim. Yazıları daktilo ve el yazısı olarak alıyoruz. Henüz A4, A3 ve bayt kavramları yok ya da biz bilmiyoruz. Ölçü bir daktilo sayfası. Köşe yazılarının uzunluğu maksimum 1.5, röportajlar ise 3-5 daktilo sayfası.

Sonra bu yazılara tükenmez kalemle ‘ok’ çıkararak font ve punto ismi yazardık. Fontlarda öyle şimdiki gibi yüze yakın değildi. Times ve Ariel o kadar. Onları alır, dizgi işi yapan bir büroya giderdik. Şerit halinde yani sütun olarak yazıları hazırlarlardı.

Bir gün sonra aldığımız dizgileri sayfa sekreterleri pikaj kartonlarına fotoğraf ve şeritleri yerleştirir, onu alıp filmciye götürürdük. Renkli sayfalar dört film, siyah beyazlar bir film olmak üzere tümünü bir karton çantada alır, yolumuzu doğruca kalıpçıya çevirirdik. Kalıpları da bir gün sonra yine özel bir karton çantada alır, bu kez rota dönerdi matbaaya. Varsayalım baskı 10 bin olsun. Birkaç gün sonra basılı materyalleri forma olarak alırdık matbaadan.

Forma deyince bugünkü gibi zannedilmesin, en büyük forma 8 sayfa. Her formayı ayrı ayrı 10’ar bin adet alırdık. Bir kamyonete yükler, giderdik mücellithaneye.

Mücellithane birkaç gün içinde, tel dikişli olarak teslim ederdi dergileri. Yine kamyonete yükler, yolumuz bu kez Gameda Dağıtım’a dönerdi. Gameda, 10 bin adet dergiyi dağıtıma çıkarır, satıştan yüzde 25 alırdı. Tabii 7 -8 bin satarsan problem yok. Alıyor yüzde 25 komisyonu. Ama eğer 2-3 bin falan satarsan, en az 5 bin adedinin yüzde 25’ini alıyordu. Yani az satarsan o para sana gelmezdi. Eğer bin ve altı satarsan üste para ödemek zorunda kalırdın. Parayı ödemezsen bir daha dağıtım olmaz, iadeler de geri verilmezdi.

Yıl 1996…

O tarihte Bursa hakimiyet şimdi As Merkez olan yeni yerine taşınmış, yukarıda bahsettiğim ayrı iş kolları bir departman olarak tümü bünyesinde vardı. Ayrıca gazetesi radyosu, televizyonu ile hem Sönmez grubu, hem de Çağlar grubu, gazeteden medyaya geçmişti.

Elbette gazete teknolojisinde biraz değişim olmuş, daktilo yerine bilgisayar devreye girmiş, dizgi işi ve pikaj kartonları tarihe gömülmüştü. Hatta dizgi servisinden Filiz boşta kalmış, dışarıdan gelen yazıları bilgisayara yazma işine bakardı.

Dizgi, pikaj işinin kalkmış olması, benim tanık olduğum ilk teknolojik değişimdi.

Kolaylık getirmişti ama hem çalışan hem de departman sayısını azaltmıştı.

Medya olarak çalışan sayısı 380’nin üzerindeydi. Keza Olay grubunda 500 üzeri. Bilgisayar vardı ama internette sörf yapmak öyle kolay değildi. Çırçırçır bir zaman bekler bağlanır, çok kısa süre sonra kesilirdi. Tekrar bağlanmayı beklerdin.

Yıl 2002…

Fotoğraflarda dia dönemi son bulmaya başlamış, dijital makinalara geçilmiş, karanlık oda tabir ettiğimiz departman ortadan kalkmak üzereydi.

O güne kadar foto muhabiri fotoğrafı diaya çeker, dia karanlık odaya gider, yıkanır, scan edilip tarandıktan sonra haber merkezine sayfa sekreterlerine teslim edilirdi. Başka şehirden bir gün sonra kargo ya da otobüsle gelir, yurtdışından muhtemelen bir haftada gelirdi. Dijital fotoğraf makinalarının ve internetin devreye girmesi bu akışı değiştirdi.

Şimdi geleyim olaya; Yıl 2002 Haziran ayı. Türkiye Milli takımı Dünya Kupası için Kore ve Japonya’daydı.

İstanbul’dan bir grup geldi, bize Dünya Kupası’nın bitiminden en geç 2 saat içinde maç fotoğraflarını elimizde olacak şekilde göndereceklerini söyledi. 2 bin 500 lira talep ediyorlardı. Bugünkü parayla 20-25 bin TL gibi. Yüksek geldi, çünkü AA, İHA, DHA vb. tüm ajanslar gönderecekti. Ama hiçbiri bu süreyi vaad etmiyordu.

Kıydık paraya anlaşmayı imzaladık.

Bu anlaşma benim ikici kez tanık olduğum önemli bir teknolojik gelişmeydi.

Tarih 22 haziran saat (TS) 12.30. Türkiye Senegal ile çeyrek final oynuyor. Yenersek yarı finaldeydik. Maç sıfır sıfır bitmişti. Uzatmalar bitmeden takımın biri gol atınca maç sona eriyordu, adına altın gol deniyordu ve biz attık.  İlhan Mansız’ın uzatmalarda Senegal’e atığı altın gol, saat 14.30’da bilgisayarlarımıza düşmüştü.

Ve tarihinden 10 yıl sonra, saat 17.30 civarında bir ‘akşam gazetesi’ çıkmıştı Bursa’da. Yani aynı gün içinde ikinci baskıyı yapmıştı Bursa Hakimiyet.

Bu olay, benim yaşadığım ikinci teknolojik devrimdi.

Bu da işimizi kolaylaştırmış ama hem çalışan hem de departman sayısını azaltmş, karanlık oda dediğimiz departman lağv olmuş, yılların emektarı ‘Karanlık Ahmet’ ve kadrosu işsiz kalmıştı.

Basında dijital teknoloji, haberde küreselleşme başlamış, çalışan sayısı toplam medyada 200’lere kadar düşmüştü.

Yıl 2011…

2006’dan başlamak üzere, kent içindeki haber ve ilan büroları kapanmaya başlamış, günlük habercilik yavaş yavaş ajanslardan ve kurumların haber bürolarından temin edilir olmuştu. Bu da bir rahatlık getirmiş ama hem haberciliği öldürmeye başlamış hem de personel sayısını oldukça azaltmaya başlamıştı.

O ara, bilgisayardan filme yolladığımız sayfalar artık yeni çıkan STP isimli bir makine ile direkt kalıba pozlar bir teknoloji ortaya çıkmıştı. 2011 eylülünde STP’yi aldığımızda büyük kolaylık yaşanmış ama film departmanını kapanmış, çalışanlar işsiz kalmıştı.

Teknolojinin getirdiği bu yenilikler bir yandan istihdamı azaltırken, diğer yandan ucuz ama niteliksiz işgücü ile nitelikli işgücünde de yer değişmesi adım adım ilerlemişti.

Yıl 2012

2010 ve 2011 yıllarında üçer gün ve toplam 40 oturumdan oluşan ve Doğuş grubu tarafından düzenlenen “Yeni Medya Düzeni” konferanslarına katılmıştım. Dijitalleşen medya ve İnternet gazeteciliği anlatılıyordu. Dünyanın nasıl değişeceği ve bunun basına nasıl yansıyacağı, konferans konuşmacıların aktarımından çok net anlaşılıyordu.

İnternet gazeteciliğine aşinayım. Bursa’da haftalık  yayın yapan Ekohaber’den sonra, günlük gazetelerin ilk internet haber portalını Bursahakimiyet 2000 yılında kurmuştu. 2000-2011 arası Bursa hakimiyet’te bu alanda epey mesafe almıştık.

2012 Ocak ayının ilk günlerinde Zeno Medya’dayım. ‘Bursadabugün’ internet haber portalında hem genel müdür, hem de genel yayın yönetmeni olmuştum. 2015 Mayıs’ına kadar burada çalıştım.

Geldiğimde çalışan üç kişi vardı. Dışarıdan iki gazeteci danışmanlık yapıyordu.

İlk iş olarak geleneksel gazetecilik ile yeni dijital gazeteciliği harmanlayan bir anlayışla, bilinçli ciddi bir kadro kurduk.

Sonra başladık iyileştirmelere. Önce görsel alanı, sonra haberciği, iPhone, Android telefon ve tablet aplikasyonları, sosyal medya ağlarını ve Webtv’yi hayata geçirdik. iTunes üzerinden radyo çalışmasını bitirdik.

Atılımlarımızla ilk altı ay içinde Bursa’da, ikinci altı ay içinde Marmara Bölgesi’nde, ikinci yılı doldurduğumuzda ise yerel haber alanında Türkiye’de birinci olmuştuk. Ulusal ve yerel birçok ödül almıştık.

Bu gelişme benim yaşamımda üçüncü teknolojik değişimdi. Çünkü süreç ve teknoloji; bir haberi; televizyonlarda ‘akşam’, gazetelerde ‘yarın’, internette ‘bugün’e, aplikasyonlarda ve sosyal medyada ‘hemen’e çevirmişti.

Tabii bu alanlardan gelen milyonlarca veri ve haber akışı, olağanüstü bir kirlenmeyi de tetikledi.

Sonuçta 2015 sonuna geldiğimizde, artık dijitalleşme, basın dünyasını ele geçirmiş durumda, ama geçmişte belli bulvar gazeteleri dışında nadiren görülen manipülatif ve asparagas haberciliği olağanlaştırdı.

Sonra gazeteler hızla tiraj ve personel kaybına ugradı.

Tekrar başa dönecek olursak, Elon Musk; “Teknolojinin yeni boyutu meslekleri değersizleştirecek ve milyonlarca insanı işsiz bırakcak” tespiti Bursa medya dünyasında “hem değersizleşme, hem de işsizlik olarak” gerçekleşti.

Bursa basın camiasında 2000’li yıllara girerken üç gazete, iki televizyon, ona yakın radyo ve üç ajansta toplam bin kişi istihdam ediliyordu.

Bugün, nüfus bir milyon daha artması yanında; on gazete, on radyo, beş televizyon, üç ajans ve otuza yakın internet haber portalı ile yayın yapan Bursa medyasında çalışan sayısı 300’ü zor buluyor.

Ve bundan böyle Bursa medya dünyasında muhtemel çıkışın, dijital platformlar ve kişiselleşmiş sosyal medyalar üzerinden yürüyeceği belli olmuştur.

Neyse biz gelelim konvansiyonel medya dediğimiz basının yazı başlığında sorduğumuz “otuz yılda ne değişti” sorusuna?

Teknolojik kolaylık, bol işsizlik ve kalitede düşüş olmak üzere, çok şey!

Göz atın

Gazetecileri hedef gösteren çürümüş zihniyete karşı evrensel gazetecilik!

Mesleğimiz açısından önceki yıllara göre daha da kötü bir yılı geride bırakıyoruz. Haberciliği halk adına …

Olay’da gazeteciliğe nasıl başladım?

Zafer Opsar Bursa basın tarihinin son 32 yılına damga vuran Olay Gazetesi ile radyo ve …