Cumartesi , Aralık 5 2020
Anasayfa / Arşiv / Olay’da gazeteciliğe nasıl başladım?

Olay’da gazeteciliğe nasıl başladım?

Zafer Opsar

Bursa basın tarihinin son 32 yılına damga vuran Olay Gazetesi ile radyo ve televizyonu çok sayıda gazetecinin anılarında önemli yer tutan bir medya organı oldu. 32 yılı bulan değerli dostluk ve arkadaşlıklarımızın başladığı yer bizim için Olay Gazetesi.

Yayın hayatına 26 Ekim 1987’de birçok yenilikle, “Büyük Bursa’nın Büyük Gazetesi” sloganıyla başlayan Olay Gazetesi, güçlü yazı işleri ve yazar kadrosu ile kısa sürede “Küçük Babıali” olarak bilinen Bursa medyasının lokomotifi oldu. Çok sayıda gazeteci için okul niteliği taşıyan Olay Gazetesi 1994 ve 1995 yıllarında yayına geçen Olay Tv ve Olay FM ile birlikte yayın ağını büyüterek geniş kitlelere ulaştı.

2000’lerin ilk yıllarına kadar, Bursa’da gündemi belirleyen, gündeme damga vuran haberlere imza atıldı. Önemli habercilik başarıları sürse de Olay’ın sahibi Cavit Çağlar’ın devlete olan borçları yüzünden iktidar ile yaşadığı sorunlara bağlı olarak başta gazete olmak üzere medyanın yayın çizgisi de günden güne değişti, haberlerin etkisi azaldı. Kadrosunun sağladığı güven kurumsallaşma sayesinde uzun yıllar Bursa’nın en çok satılan ve okunan gazetesi olmayı sürdürdü.

Bu faslı daha fazla uzatmadan Olay’da mesleğe nasıl başladığıma, hayatımın yönünün Bursa’da şekillenmesine gelmek istiyorum. 1987’den 2001 yılına kadar muhabirlikten haber müdürlüğüne kadar emek verdiğim Olay’a başladığımda Uludağ Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi Bölümünde 3. Sınıfa geçmiştim. Aslında üniversite tercihlerim arasında Basın Yayın Yüksekokulları da (o zamanki adıyla) vardı ama onlar Kamu Yönetimi tercihinden sonraki sıralardaydı.

O günlerde ev arkadaşım Fatih’le (Belen) Bursaspor’un bir maçına gitmiştik. Şimdi yerinde yeller esen Atatürk Stadı’nda maçı izlerken bir helikopterden trübünlere atılan el ilanlarından birini havada kaptım, nedir diye. “Büyük Bursa’nın Büyük Gazetesi Olay 26 Ekim’de çıkıyor, almayı unutmayın” yazıyordu. Tamam dedim, işte aradığım fırsat ! Gidip iş başvurusunda bulunayım nasılsa yeni açılan bir gazete elemana ihtiyaç vardır.

26 Ekim’i iple çektim, o gün eski Santral Garaj bölgesindeki Olay’a gittiğimde her taraf çelenk, çiçek, bir telaş bir koşuşturma. Danışma görevlisi Mustafa Bey, iş başvurusu yapmaya geldiğimi söyleyince “Bugün kimse sizinle ilgilenemez. Bir hafta sonra gelin” dedi. Tabi ben bu bir haftayı da zor geçirdim, o zaman Görükle Kampüsü’ndeki öğrenci yurdunda kalıyorum. Neyse bu bir hafta da geçti, 2 Kasım’da ben yine sabah Olay’ın kapısına dayandım. Mustafa Bey “Erol Beye (Bilenser) bir bakayım” dedi telefonla yukarısını aradı, henüz gelmediği haber verilince “Engin Bey’e (Özpınar) bakayım bir de” dedi. Engin abi erkencidir, “Hemen gönderin yukarı” demiş.

Engin abi aldı beni karşısına sordukça soruyor -haklı olarak-; gazetede ne iş yapmak istediğimi (üniversitede okuduğum için akşamları tashih-düzelti- servisinin aklımdan geçtiğini söyledim.  Aslında amacım muhabirlik) nerede okuduğumdan, hangi gazeteleri okuduğuma, fotoğraf makinamın olup olmadığına, bir yerlerde herhangi bir yazımın çıkıp çıkmadığını…. Konya Ereğli’den başlayan hikayemi, ilk ve ortaokul yıllarında Milliyet Çocuk Dergisi, sonrasında Milliyet gazetesi, zaman zaman da Cumhuriyet okuduğumu, Mehmet Ali Birand, Uğur Mumcu, Emin Çölaşan gibi gazetecilerin bazı kitaplarını da okuduğumu bir de Zenith marka fotoğraf makinem (Onu da Süleyman abim İstanbul Tahtakale’den almış bana hediye etmişti) olduğunu anlatınca, “Şu çektiğin fotoğrafları bir getir bakalım” demez mi? Ben heyecanla hemen belediye otobüsüne atlayıp yurda geldim ve Bursa’nın değişik mekanlarından çektiğim fotoğrafları alıp gazeteye döndüm. İçimden, “Galiba Engin Bey işe alacak beni, yoksa niye fotoğraflarımı görmek istesin ki” diye düşünüyorum.

Engin Abi çektiğim fotoğraflara dikkatlice baktı baktı ve Tophane’de çektiğim kaderine terkedilmiş ahşap tarihi bir evin fotoğrafını göstererek, “İşte bak bu bir haber olabilir. Neden kendi haline bırakılmış, restore edilip ayağa kaldırılmıyor, ilgilenilmiyor” dedi. “Seni muhabirliğe alıyorum, hemen başla” diyerek Yazı İşleri’nden Cengiz’i (Yakut) çağırdı ve “Zafer de sizin fakülteden (Uluslararası İlişkiler Bölümü), artık bizimle çalışacak, kendisine haber yazımı konusunda yardımcı ol Yazı İşleri’ndeki diğer arkadaşlarla da tanıştır” dedi. Sevinçten, heyecandan yerimde duramıyordum, yapmayı istediğim mesleğe adım atıyordum.

Cengiz o sırada Yazı İşlerinde bulunan arkadaşlardan İlkay Balaban, Belkıs Önal, Aysın Komitgan, Yeşim Doğan, Kutup Dalgakıran, Erol Bilenser, Erdal Çolak (rahmet olsun) ile tanıştırdı. Erdal abinin gözlüklerinin arkasında gözlerini kısarak dikkatlice beni süzdüğü hala gözlerimin önündedir. Benden bir süre sonra işe başlayan Ahmet Nedim Trak’la beni Kutup Dalgakıran’a göstererek, “Nerden buldun Kutup bu sazanları!” dediğini ilerleyen aylarda kendisi gülerek anlatırdı. Erdal abinin yeni işe alınan birine karşı ilk yaklaşımı genelde negatif olur ama ardından gırgır şamata güzel bir seyir izlerdi. Nitekim işe başladığımın birinci yılında Hakimiyet Gazetesi’nin başında olan Ahmet Emin Abi (Yılmaz) daha iyi koşullarda transfer etmek istediğinde, bunu öğrenen Erdal Abi beni de yanına alarak Engin abiye çıkmış ve aynı koşulların Olay’da sağlayarak bırakmamıştı.

Bu arada Olay’daki ilk günlerime ilişkin şunları yazmışım notlarıma;

Olay Gazetesi’nden içeri adım attığımda Türkiye siyasi yasakların kaldırıldığı referandumun hemen ardından Turgut Özal’ın baskın seçimin atmosferindeydi. Muhabirler, yazarlar oradan oraya koşturuyor, başta, DYP’den milletvekili adayı olan gazetenin sahibi Cavit Çaglar ile Çaglar’ın helikopteriyle meydan meydan taşıdığı DYP Genel Başkanı Demirel’in gezilerini izliyorlardı. Gazetenin açılışını da Demirel yapmıştı. Çaycısından muhabirine, matbaacısından sayfa sekreterine, yazarlarına kadar gazetenin tüm çalışanları öyle bir heyecan, öyle bir özveriyle çalışıyordu ki, adeta bir çocuğun sorunsuz doğumu icin elimizden geleni yapiyor ve bu doğuma tanıklık ediyorduk.

 

Hani 30 yılda nereden nereye dedik ya, Olay’da da nereye nereye dediğimiz bir 32 yıl geride kaldı.

Bugünün tekonolojik koşullarında iletişim ve haberciliğin geldiği nokta başdöndürücü. Olay Gazetesi de bu değişim ve dönüşümden nasibini alıyor.  Olay televizyonu ve Olay FM yayın hayatına veda etti ancak bizlere, medyanın çekirdeğini oluşturan gazeteden bugünlere güzel dostluklar, arkadaşlıklar kaldı…

Göz atın

Halimiz, ahvalimiz

Engin Korkmaz ÇGD Antalya Şube Başkanı Hükümetin et ithal ederek vatandaşına ucuz et yedirme telaşına …

Yokluğun sınırında algı değil hizmet

  İsmet KARACA CHP Bursa İl Başkanı Aralık 2019 ortalarında Çin’de varlığını belli eden Covid-19 …