Pazar , Ağustos 18 2019
Anasayfa / Manşet / Tozlarını alıyorum, medya kooperatifi ideamın tozlarını…

Tozlarını alıyorum, medya kooperatifi ideamın tozlarını…

Çağdaş Gazeteciler Derneği, 1989 yılında büyük bir heyecanla kuruldu. Mesleğin tıfılı olarak, kuruluş sürecinde yer alan gazetecilerin cesaretlerine ve heyecanlarına baktığımda, haklarını söke söke alacak bir sendika ya da iktidarı devirecek bir parti kuruyor gibiydiler. Hepsi farklı patronların gazetesinde çalışanlar, patronlar arası rekabet sürtüşmelerine zaman zaman kendilerini kaptırsalar da, Çağdaş Gazeteciler Derneği örgütlenmesi sırasında yekvücut olmuşlardı.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Güney Marmara Şubesi 29 yıl önce Bursa’da kurulduğunda, İzmir, Eskişehir de dahil çevre illerdeki gazetecilerin de umut bağladığı bir örgüt olmuştu. Cemiyetler tarafından adam yerine konmamanın ezikliğiyle, Güney Marmara ve İzmir’deki bir grup gazeteci, örgütlerine dört elle sarılmıştı. Bu yüzden Güney Marmara Şubesi, ÇGD örgütleri arasında en dinamik ve tabanı en geniş yapıya sahipti. O kadar enerjikti ki, bir ara Ankara’daki Genel Merkez’in Bursa’ya alınması bile tartışılmıştı.

Üye olmanın bile kara listede yer alma nedeni sayıldığı bir dönemde Bursa’da birçok gazeteci, her şeyi göze alarak dernek için çalıştı, yönetimlerde görev alma cesaretini gösterdi. Neden? Örgütüne sahip çıkmak demek, mesleğine sahip çıkmak demekti, mesleğine sahip çıkmak demek demokrasiye sahip çıkmak demekti, ondan…

212 sayılı yasaya tâbi çalışmadığı ya da sarı basın kartı olmadığı için gazetecileri cemiyetlerine kabul etmeyenler ise, “Komünistlerin derneği” dediler,“sendikalaşacaklarmış”dediler… Baktılar ki ÇGD gümbür gümbür geliyor, sonradan tüzüklerini değiştirip üyelik için sarı basın kartı şartını kaldırdılar. Tüzüğü değiştiren zatlar, sonraki yıllarda ise çalıştıkları gazetelerde daha da ilginç uygulamaların öncüsü oldular. 212’li olarak askere giden gençleri dönüşte 1475’li yapmaya,  yeni aldıklarını da sıradan işçi statüsüyle çalıştırmaya başladılar. Allah’tan, süreli yayın mevzuatı ve özellikle Basın İlan Kurumu, belli sayıda sarı basın kartlı gazeteci çalıştırma zorunluluğunu dayatıyor. Yoksa bir nesil sonra sarı basın kartını sadece,  gazete patronlarında görebileceğiz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği, kuruluş sürecinde ve sonrasında yerel siyasetçilerden, sivil toplum kuruluşlarından da büyük destekler gördü. Bu destekleri ardına alan heyecanlı gazeteciler sonraki hedefini “gazetecilerin gazetesi” olarak belirledi.

Gazetelerde çalışanlara tepeden bakan Bursa basınının “aristokratları” bu kez, emrinde çalışan mujiklere ÇGD’nin yayın organında yazı yazmayı yasakladı. İşte Bursa basınının cesur gazetecileri, o günden sonra yeni bir yazınsal türün mucidi olarak Küçük Bab-ı Ali tarihine geçti. Haber kaynaklarıyla röportajı Çağdaş’ta yayınlanırsa işten atılacak olan gazeteciler, haber kaynağını gazeteci yapıp kendisiyle röportaj yaptırdı ve bu türün adına da “Karşı Röportaj” adı verildi. Yasak böyle delinince, zamanla gazete yöneticileri de seslerini daha fazla yükseltemediler.

YEREL DEMOKRASİ İÇİN ÇAĞDAŞ SES

Büyük idea “gazetecilerin gazetesi”ni çıkarıp adeta bağımsızlığını ilan eden gazeteciler, kendi yayın organları için haber/yazı yazıyor, abone buluyor, onu yaşatmaya çalışıyordu. Basının yerel patronları tarafından ambargo uygulandığı için sesleri kesilenlerin sesiydi aynı zamanda Çağdaş… Gazete yayınlanabiliyorsa dernek bir anlam kazanıyordu. Bir anlamda yerel demokrasinin dumura uğratılmaya çalışılan organlarını çalıştırıyor, kangreni önlüyordu. Gazete yoksa dernek de yok sayılırdı.

Zaman zaman yayınına ara vermek zorunda kalsa da, “Gazetecilerin Gazetesi Çağdaş”, 40’lı sayılarına kadar her ay düzenli çıktı. Tamamen özverilerle yürütüldüğünden, değişen dernek yöneticileri, değişen iktidarlar ve değişen sosyo-ekonomik yapının etkisiyle periyotsuz hale geldi. Öylesine ara verildi ki kimi yıllarda, en son kaçıncı sayıda kalındığı bile unutuldu. Sayaç sıfırlandı, konuya odaklı özel sayılar çıkarıldı. Şu anda gerçekte kaçıncı sayıda bilemiyorum. “Gazetecilerin Gazetesi Çağdaş” ilk günden bu yana kaç kez yayınlandı bilebilen var mı?

Türkiye’deki derneklerin ne tür sorunlarla boğuştuğunu, bu işlerle uğraşanlar bilir. Hele de “Çağdaş” bir sıfatı varsa sorunları katmerlidir bu derneğin… Çağdaş Gazete’nin kaderinden hiç kimse sorumlu değil, bu konuda hepimiz kusurluyuz, suçluyuz.

TEKRARDA FAYDA VAR 180 KERE DE OLSA”

ÇGD, sivil toplum kuruluşları ve organizasyon gücü sayesinde başarabilecekken, günlük yerel bir gazete çıkarabilecek durumdayken kendi aylık yayınını bile sürdüremedi.

Aklıma geldikçe yazıyorum, arkadaşlarla bir araya geldiğimizde konuyu dillendiriyorum. Bazı arkadaşlar, yerel günlük gazete işinin ütopya olduğunu söylese de ben gündeme getirmeye devam edeceğim. Ne demişler, “Et tekraru ahsen, velev kâne yüz seksen”… Ütopyamızın üstündeki tozları alıyorum ben de tekrar tekrar yazarak ve de bir gün gerçekleşmesini dileyerek…

GAZETECİLER İÇİN ACIKLI SON

Çünkü biliyorum ki ÇGD, ilk kurulduğu yıllardaki heyecanıyla bu işi organize etseydi, sivil toplum kuruluşlarının da desteğiyle, -son yılların moda deyişiyle ifade edersem- sürdürülebilir bir gazetenin ilk suyunu vermiş olurdu.

Bugün Bursa’da gazete sahibi olanlara bir bakın! Çoğu, gazetecilikle ilgisi olmayan tipler… Hani parasını koyar bu işe, başına bu işin ehlini getirir, arada işine yarar şekilde de gazeteyi kullanır, ona da eyvallah… Öylesi de yok artık! Sönmez, Çağlar ve Gençoğlu öyleydi.  Artık o tür patronlar da yok olmak üzere… Kimi satıp kurtulmuş, kimi müşteri bulsa hemen satar, kimi de TMSF ile başı belada, kuyruğunu kıstırmış bekliyor. Meydan, mafyacıklara, dolandırıcılara, siyaseten bu işi yapan parsacılara kalmış. Bizim emekçi gazeteciler de onların bedava çalışanı olmuş. En acıklısı da bu…

MEDYA KOOPERATİFİ MÜMKÜN

Bursa’da basının bu acıklı hale düşeceğini, tıp profesörü olan dönemin rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran gördü de gazeteciler göremedi! Yurtkuran, Bursa’da bağımsız bir gazetenin çıkarılması konusunda gazetecileri toplayıp onları yüreklendirmeye çalışmak istiyordu ve  2000’li yılların başında Kültür-Sanat Danışmanı eşi Prof. Dr. Merih Yurtkuran’ı görevlendirerek işe koyuldu.

O dönemde de Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK) örneği var ortada, başarıyla yürüyen ve herkese umut veren… Bildiğiniz, çok üyeli bir kooperatif… Bugünkü gibi okulları da yok henüz ÇEK’in, sadece orta kapasitede öğrenci yurdu açılmış, kreş ve anaokulu da açılmak üzere… Ama ilkokul, ortaokul, lise hedeflerini taaa o zamandan ortaya koymuştu ÇEK. Biliyorsunuz, bugün artık ÇEK’in okulları, Bursa’da en iyi eğitim veren gözde kurumlardan biri…

O yıllarda, ÇGD’nin kurucu başkanı Yılmaz Akkılıç ve ÇEK’in kurucularından Mümin Ceyhan, medyadaki kötü gidişin farkına varmışlar ki, medya sektöründe de “kooperatif” örgütlenmesinin mümkün olduğunu, böylelikle bir gazete çıkarılabileceğini sağda solda dillendirmekte, ancak bir türlü ciddi bir adım atamamaktaydı.

GAZETE İÇİN TOPLANTI

2000’li yılların başında bir gün Kükürtlü’de Prof. Dr. Merih Yurtkuran’ın davetiyle toplandılar. Hatırlayabildiğim kadarıyla o toplantıya Yılmaz Akkılıç, yapı kooperatifçiliğini iyi bilen Prof. Dr. Mustafa Aytaç, Mümin Ceyhan, gazeteciler Kemal Sulaoğlu ve Erol Bilenser katıldı.

Konu ise Çağdaş Medya Kooperatifi’ni kurarak günlük yerel bir gazete çıkarmaktı. Hem toplantının raportörü hem de ilahlara kurban edilip gazeteden yeni kovulmuş biri olarak pür dikkat izlemiştim konuşmaları… Bugüne kadar hiç denenmemiş bir organizasyonla, ideallerimizdeki gazeteye kavuşma heyecanı sarmıştı hepimizi.

O toplantıda, Aziz Nesin’in “Onbinler” adlı bir anonim şirket kurarak ve halkı ortak ederek ulusal çapta bir gazete çıkarma girişiminden ve başarısızlığa uğramasından söz edildi. Kooperatif yapılanmasının medya için daha doğru bir tercih olduğu ağırlıklı olarak kabul gördü. Çağdaş Eğitim Kooperatifi, bir başarı örneği olarak gösterildi.

Bursa’da böyle bir kooperatife üye olacak ve gazete için para verecek yeterince gönüllü vardı. TMMOB, bazı sendikalar, dernekler, sosyal sorumluluklarının bilinciyle elini cebine atmaya hazır Bursalı demokrat insanlar… Ancak  tüm bunları bir arada toplayacak bir organizasyon eksikti.

Kükürtlü’de yapılan toplantıya katılanlar, kooperatif ortaklığı yöntemiyle finanse edilecek gazetenin mümkün olduğu konusunda hemfikirdi. İki konuda çekinceleri vardı: Birincisi, gazetenin nerede basılacağı konusu… İkincisi dağıtım. İki konu da, gazetenin bağımsızlığını koruyup yaşayabilmesinin olmazsa olmazlarıydı.

Yapılan tartışmalarda, Bursa’daki matbaalar basmadığı takdirde gazetenin çevre illerde (İstanbul, Eskişehir gibi) kolaylıkla çözüm yolu bulunabileceği konusunda görüş birliğine varıldı.

Geriye bir tek dağıtım sorunu kalıyordu ki, o günlerde dağıtım şirketleri, istediğini dağıtıyor istemediğini dağıtmıyordu. İstediğine istediği fiyattan dağıtım yapıyor, istemediğine fahiş fiyatlar uyguluyordu. Bu tekelci uygulama nedeniyle bazı kuruluşlar tarafından çeşitli davalar açılmış ve Rekabet Kurumu bu şirketlere yüksek para cezaları kesmişti. Daha sonra da süreli yayınların dağıtımdaki bu tekelci yapılanmayı engelleyen önlemler gündeme gelmişti.

Velhasılı, gazete çıkarılması pekâlâ mümkündü, sıkıntı çekilebilirdi ama aşılmayacak cinsten değildi, yeter ki kooperatif kurulsundu.

Ama şeytan boş durmuyor işte…

Çağdaş Medya  Kooperatifi’nin başını bir jurnalistin “jurnal”i yiyor… Bir gazeteci bir yazı yazıyor köşesinde. Biz “patronsuz” bir gazete için kolları sıvamışken, bu meslektaşımız,  medya patronlarıyla uyum içinde yaşayıp giden aristokrat yöneticilerinin sesi olup, “Patronlara karşı gazete!” başlığını atınca, medya kooperatifine yönelik algılar hemen değişiverdi. Patronsuz gazete özlemimiz, “patronlara karşı gelmek”le bir tutuldu ve henüz daha yerel gazetelerde çalışanlar, toplantıya katılanlar yani kısacası yolu bir gün patronlara düşme ihtimali bulunanlar “tırstı”.

O iş de orada kaldı.

YEREL BASINDA MALİYET

Arkadaşlar, çağdaş insanlar, sorarım size, bugün bir yerel gazete için ne kadar para gerekiyor? Ben size söyleyeyim, 2 milyon lira olsun, iş bitmiş demektir. Basın İlan Kurumu’ndan ilan hakkını elde etmiş bir günlük yerel gazete, matbaasıyla birlikte 1.5 milyona satıldı çok yakın zamanda bu kentte.

Halen yayın hayatını sürdüren yerel gazetelerin günlük maliyeti kaç lira biliyor musunuz? 2-3 bin lira dolayında… Yani aylık 70-80 bin lira maliyetle çıkıyor bu gazeteler… Hadi çalışan sayısını artırdınız, aylık 100-150 bin lira gitsin… İlan reklam da alacak bu gazete, akmasa da damlar en azından… Maliyetinin bir kısmını böyle karşılar… Basın İlan Kurumu’ndan resmi ilan alabilmek için 24 ay beklemesi gerekiyor. Süre dolduktan sonra ayda ortalama en az 30-40 bin liralık ilan geliri garanti… Peki, Bursa’da bu kadar para toplanamaz mı? Bal gibi toplanır. Bırakın kooperatif ortaklığı vermeyi, bin 500 lirayı hibe edip bir daha arayıp sormayacak 100 kişiyi ben size isim isim sayayım…

ÇEK ÖRNEĞİ VE ANAYASASI

Örnek alınan Bursa’daki Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK), nasıl başarmıştı bu işi? Mümin Ceyhan, “Anayasamız sayesinde başardık” diye yanıtlıyor bu soruyu.

Merak ettim, istedim Anayasalarını… Tamamı 10 maddeden oluşuyor ÇEK Anayasası. ÇEK’e üye olan herkes bu maddelere uymak zorunda…

İşte o temel ilkeler…

  1. Atatürk ilke ve devrimlerini, öğretim birliğini, bilimsel ve laik eğitimi, eğitimde olanak ve fırsat eşitliğini savunur, tersi uygulamalarla mücadele eder.
  2. Ticari amaç gütmeksizin örnek eğitim-öğretim kurumları, öğrenci yurtları açıp işletir, yoksul ve çalışkan öğrencileri kurumlarından ücretsiz yararlandırır.
  3. Kurumlarının işleyişinde ve yönetiminde demokratiklik ilkesi uygulanır.
  4. Herkesin siyaset yapma hakkına saygı duyar, ancak hiç kimseye kendi siyasi görüşünü kurum içinde yayma fırsatı tanımaz.
  5. Yönetim ve denetim kurullarında görev alanlar, Kooperatif’ten herhangi bir ad altında ücret almaz.
  6. Danışma Yüksek Kurulu, Yönetim ve Denetim Kurulları üyeleri ve personeli Kooperatif’in ilkelerini ve felsefesini yaymak, tanıtmak ve kaynak sağlamakla kendilerini görevli sayar.
  7. Yönetim Kurulu, kararlarını tartışarak oy birliği ile almaya çalışır, alınan kararları dışarıda tartışmamaya özen gösterir.
  8. Yönetim ve Denetim kurullarında görev alanlar, ayni ve nakdi bağış yapanlar, Kooperatif’ten maddi karşılık beklemez.
  9. Üyeleri ve çalışanları Kooperatifi maddi ve manevi zarara uğratacak davranışlarda bulunmaz.
  10. Kurumlarında, kuruluş ilke ve değerlerini benimseyen personel çalıştırır.

Bu temel ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalınmasa, sağcısı, solcusu, dindarı, ateisti ortak bir idealde buluşabilir miydi? Ve bugünlere gelebilir miydi?

Çağdaş Medya Kooperatifi, bu ilkelere bağlı kalarak niye gazete çıkaramasın? (Gazeteden söz ederken, internet medyası ve web tv’den oluşan bir yapılanmadan söz ettiğimi de aklımdayken ekleyeyim.) Biz çağdaş gazeteciler zaten yıllardır bu ilkeleri savunmuyor muyuz? Gazeteci milleti işte, her işin altında bir hinlik arar ya, o zaman birçok meslektaşımız, Bursa basınında o günlerde yapılan bu türden hamleleri “gıybet grupları”nda bol bol andı da, örgütlerinin genel kurullarında ağzını açıp tek eleştiri yapamadı.

İşbu ahval ve şerait altında, bir daha hiç kimsenin ağzından medya kooperatifi lafı çıkmadı.

İşbu yazı, medya kooperatifi marifetiyle yerel medya kurma ideasının tozlarını alma maksadıyla yazılmıştır. Biline…

Göz atın

Üyemiz olsun, olmasın tüm basın emekçilerinin yanındayız

Ülkemizin içinden geçtiği süreç hiç kuşku yok ki; can sıkıcı boyutu çoktan aştı. Üretim ekonomisinin …

Ozan Kaplanoğlu için özgürlük, hemen şimdi!

Duyduk, gördük ve okuduk ki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2 temel hedef ve 256 faaliyetin …