Pazar , Ağustos 9 2020
Anasayfa / Arşiv / İfade ve basın özgürlüğü adına…

İfade ve basın özgürlüğü adına…

 

Hazal OCAK

 

Gazeteci olmak çocukluk hayalimdi. Küçükken bu mesleğin hayalini kurduğum zamanları hatırlıyorum. Kendimi  toplumun gerçek ve doğru haber alma hakkının savunucusu olarak görüyordum. Gerçeğin peşinde koştuğumu, yaptığım haberlerle kamuoyunu bilgilendirdiğimi…

Bugün geriye dönüp baktığımda o hayalin içindeyim ama tek bir farkla: Gerçeği yazdığım, doğru haberleri yaptığım için hakkımda 3 dava ve 1 terör soruşturması açılmış durumda.

 

‘Tarla arazisi konut alanında kalıyor’

Bu davalardan biri de Kanal İstanbul güzergâhında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın arazi aldığı haberini yaptığım için açıldı. Bu habere ilişkin ilk ihbar geldiğinde sadece bu bilgiye bağlı kalmadım ve araştırmaya başladım. Bölgeye gittim ve köylülerle konuştum. Birçok kaynaktan bilgiyi doğrulattım. Ortaya çıkan haber özetle şöyleydi:

İlk olarak Arnavutköy’e bağlı Boyalık Mahallesi’ndeki 2003 yılında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın babası Sadık Albayrak arazi alıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 2011 yılında Kanal İstanbul projesini ‘çılgın’ proje olarak duyuruyor. Sadık Albayrak’ın arazisi de Kanal İstanbul güzergâhında kalıyor. Berat Albayrak, proje açıklandıktan bir yıl sonra, yani 2012’de babasının aldığı arazinin yanındaki 13 dönümlük  araziyi satın alıyor. Kanal İstanbul’un çevresine kurulacak “Yenişehir”in işlendiği planda, alındığında tarla vasfında olan bu araziler “konut alanı” sınırları içinde kalıyor.

 

‘Yabancıya gitmesin diye…’

Bu bilgileri topladıktan sonra  gazetecilik görevim gereği Bakan Albayrak’a bazı sorular yönelttim. Bir bakanlık yetkilisi sorularımı şöyle yanıtladı:

“Berat beyin babası Sadık Albayrak, 2003 yılında bu köyden arazi aldı. 2012’de arazinin yan tarafındaki arazi satışa çıktı. Yabancıya gitmemesi için de Berat Albayrak bu araziyi aldı. Kanal İstanbul’la bağdaştırmak zorlama olur. Kanal İstanbul’la ilgisi yok.”

Üzerinde haftalarca çalıştığım haberim 20 Ocak 2020 sabahı Cumhuriyet gazetesinin manşetindeydi. Türkiye’nin konuştuğu haberin ardında Albayrak’ın avukatı bir açıklama yaparak yaşananları doğruladı ancak hukuki yollara başvuracaklarını belirtti.

 

Jet hızıyla erişim engeli

Önce İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hakimliği haberime erişim engeli getirdi. Haberi sayfalarına taşıyan onlarca internet sitesine yasak geldi.

Ardından hakkımda, “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Savcı iki iddianame hazırladı. 6 Mart 2020 tarihli ilk iddianamede, “hakaret” suçundan yargılanmam isteniyordu. Ancak başsavcı vekili bu iddianameyi iade etti ve “hakaret suçunun basın yoluyla ve alanen işlendiği” gerekçesiyle verilecek cezada artırım yapılması gerektiğini belirtti.

 

31 Mart tarihli yeni iddianamede bir yıldan az olmamak kaydıyla bir yıldan iki yıla kadar hapsim isteniyor. İddianamede, Bakan Albayrak’ın Kanal İstanbul güzergâhından arazi satın almış olması, “doğal süreçte yaşanan bir alışveriş olayı” olarak anlatıldı.

Yani benim dünyanın her yerinde haber olacak bu bilgiyi, gazetecilik görevimi yaparak kamuoyuna duyurmam doğal karşılanmadı ancak, Türkiye’nin Hazine ve Maliye Bakanı’nın Kanal İstanbul gibi büyük bir proje açıklandıktan sonra bu güzergâhta arazi alması “doğal süreçte yaşanan bir alışveriş olayı” diye  yorumlandı. Albayrak’ın “onur, şeref ve saygınlığını rencide ettiğim” öne sürüldü.

31 Mart 2020 tarihli iddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 18 Haziran’da, yani doğum günümden bir gün önce Çağlayan Adliyesi’nde yargıç karşısına çıkacağım.

 

‘Yıldıramazlar…’

Evet, gerçek ve belgeye dayanarak yaptığım bir haberden ötürü hakkımda hapis cezası isteniyor. Korkuyor muyum? Hayır. Pişman mıyım? Hayır. Yine olsa, yine gazetecilik görevimi yerine getiririm. Zaten bunu yapmaya devam ettiğim ve gerçekleri yazdığım için hakkımdaki davalar artıyor.

Gazetem Cumhuriyet, basın ve ifade özgülüğü adına çok bedel ödedi. Yazarları öldürüldü, çalışanları hapse atıldı… Bugün de basın ve ifade özgürlüğü için bedel ödemeye devam ediyoruz. Türkiye’de maalesef gerçekler saklanmak isteniyor. Gazeteci olarak bizim görevimiz de halkın her zaman en doğru habere ulaşmasını sağlamak. Adını Atatürk’ün koyduğu 96 yaşındaki gazetem Cumhuriyet’in çizgisi hep bu yönde oldu. Bugün Cumhuriyet, yine  hedefe konuldu. Sindirme girişimleri sürüyor. Her gün gazetemize yeni cezalar verildiğini, muhabir arkadaşlarıma davalar açıldığını öğreniyoruz  ama bunlar bizi yıldıramaz.

Çünkü biz gazeteciyiz ve gazetecilik suç değildir.

Göz atın

Yokluğun sınırında algı değil hizmet

  İsmet KARACA CHP Bursa İl Başkanı Aralık 2019 ortalarında Çin’de varlığını belli eden Covid-19 …

COVID-19 salgını sırasında veri-hükümet-gazetecilik üçgeni

  Cemgazi YOLDAŞ   Veri gazeteciliği, tüm dünyada etkisini gösteren küresel salgın döneminde önemli bir …